14 Temmuz 2012 Cumartesi

Altın Oran

Leonardo Da Vinci’nin Vitruvius Adamı

Sanata ve özellikle resim yapmaya olan ilgimden dolayı, ilk kez Leonardo Da Vinci’nin Vitruvius Adamı adlı çalışmasında rastlamıştım altın orana, yani diğer adıyla phi (Türkçe okunuşuyla “fi”) sayısı.

Bu zamana kadar şiirdi, edebiyattı, oydu buydu derken nerden geldik bu konuya derseniz; can sıkıntısı. Bugün evde kütüphaneyi yeniden düzenlerken elime geçen Matematik Dünyası dergisinin kapağında görüp hatırladım. Lisede gazete çıkaracağım diye çok irdelemiştim bu konuyu. Olmadı,  ben de bugün yazıyorum.

Konumuza dönersek; Altın oran, matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır. Yani estetik bir değer taşıdığı kabul edilmiş olan Φ = (1+√5)/2
'ye veya yaklaşık olarak 1,618’e eşit olan sayıdır.

Altın oranın matematikte ve fiziksel evrende hep var olduğu kabul edilmesine rağmen ilk ne zaman ve kim tarafından keşfedilip kullanıldığı bilinmiyor. Fakat MÖ 300’lerde Euclid’in “Elementler “ tezinde bu orandan bahsetmesi, Mısırlıların Keops Piramidi’nin tasarımında hem pi hem de phi oranlarını kullanmaları, aslında çok eskilerden beri bu oranın kullanıldığını kanıtlar niteliktedir.

Tüm bunların yanı sıra, birçok ünlü heykeltıraş ve ressamın eserlerinde, estetiği yakalamak için altın oranı kullandığı söylenmektedir. Yine Leonardo Da Vinci’den örnek verecek olursak, Son Yemek tablosunda, İsa’nın ve havarilerinin oturduğu masanın boyutlarından arkadaki duvar ve pencerelere kadar altın oranı uyguladığı görülmektedir.  Phi sayısının sembolü ve adı da yine bu estetik kaygıların peşi sıra koşan, MÖ 5’inci yüzyılda yaşamış Atina’lı heykeltıraş Phidias ( ya da Pheidias)’ın adından gelmektedir. Phidias'ın altın orana sadık olarak yaptığı heykeller, insanlar tarafından o kadar beğenilmiş ki, ona “tanrıların imgesini gören tek kişi” demişlerdir.

Resimlere, heykellere bu mükemmel estetiği katan oranın aslında çok basit bir matematiksel açıklaması var. Bu açıklamayı size burada yapmak isterdim ama ilgilenenlere tavsiyem; bu güne kadar okumuş olduğum en duru altın oran anlatımı olan 2005 yılının Matematik Dünyası Güz sayısını bulmanız ve oradan Mustafa Yağcı’nın Altın Oran yazısını okumanızdır. Çünkü altın oran o kadar fazla alanda var ve bir o kadar fazla alanda da kullanılıyor ki hepsini birden anlamak ve anlatmaya çalışmak mümkün değil.

Saygılarımla;
Duygu Şener