21 Ağustos 2012 Salı

Nefertiti

Büyüleyici bir kraliçe, efsanevi bir güzellik, Mısır Krallığı'ndaki en güçlü eş; Nefertiti.

Nefertiti
(Berlin Mısır Müzesi)

3300 yıl önce M.Ö. 14.yy'da soylu bir hanedanlık olan Amarna hanedanlığında, Mitonni prensesinin kızı olarak dünyaya gelmiş olan Nefertiti'nin ne zaman ve nasıl öldüğü bilinmemektedir. Hala mezarı ve mumyası bulunamayan Nefertiti'nin hayatının sonu Mısır'ın kumlarının altında bir sır olarak yatmakta.

Günümüzde hala dünyadaki en büyük ikonlardan biri olan Nefertiti'nin güzelliğine dair elimizdeki en büyük kanıtlardan bir Berlin Mısır Müzesi'nde bulunan çok renkli büstüdür. Resmini bulamasam da, Kahire Müzesi'nde ki pembe kuvarsitten olan tamamlanmamış büstünün, çok daha etkileyici olduğu söylenmektedir.

Nefertiti; siyah saçlı, koyu renk gözlü, bronz tenli, elmacık kemikleri avuç içine alınabilecek kadar belirgin, uzun boyunlu, ufak tefek ve kraliçelerin bile gözlerini alamadıkları bir kadın olarak tasvir ediliyor. Öyle ki, adının kelime anlamı bile "güzellikten gelen" anlamındadır.

Nefertiti; iyi bir eğitim almış, kendini son derece geliştirmiş bir kadındı. İnsanları büyüleyen, büyüleyemediklerini zekası ile alt eden birisiydi. "Kadınlığını" kullanmayı biliyor ve bu nedenle erkeklerle kısık sesle konuşuyordu. Böylece onu duyabilmek için eğiliyorlardı. Kusursuz bir gülüşü vardı ve gülüşünü idareli kullanıyordu. Gülümsediği anda da erkekler kendilerini onun ışığında yıkanmış gibi hissediyorlardı.

Güzelliğinin yanı sıra Nefertiti ölümü göze alabilecek kadar cesur, kurnaz, vahşi bir özgüven sahibi ve kontrol edilemez bir güce sahipti. Amacı; insanların lideri olmak, ölümsüzleşmek ve tarihe geçmekti. Bir tanrı ile evlenip, tanrıça olmak istiyordu. Hedefine kilitlenmişti ve bu yolda herşeyi meşru sayıyordu.

IV. Amenhetop (Akhenaton)
Elbetteki bu güzellik ve zeka, dönemin Mısır firevunu olan IV. Amenhotep'un da dikkatini çekmişti ve Nefertiti firavuna gelin olarak seçildi. Aşkları bir efsaneye dönüştü ve gerçek anlamıyla Mısır'daki taşlara kazındı.

M.Ö. 1379 - 62 yılları arasında Mısır Kraliçesi olarak tahta kalan Nefertiti, sıradan bir kraliçeden çok daha fazlası idi. Tarihçilere göre; Amenhotep, aşkını gerçekten güç sahibi bir konuma getirdi. Sadece bir eş ve kraliçe olarak değil aynı zamanda kral vekiliydi. Firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapma yetkisine sahipti. Hatta hükümdarlıkları süresince, orduları kralla birlikte yönetip, Mısır'ın düşmanlarına kök söktürmüştür.

Amenhotep ve Nefertiti'nin hükümdarlıkları 20 yıldan daha az bir zaman sürmüş olmasına rağmen Mısır'da çok köklü değişiklikler yapmaya çalıştılar.

İlk olarak, Nefertiti'nin firavuna denk sayılması, Mısır'da alışkın olunan bir uygulama olmadığından, halk ve din adamları hiç memenun değildi. Tüm bunlara rağmen bu 20 yıl içinde Kral/ Firavun Amenhotep ve Nefertiti, Mısır'ın politikasını ve dinini yeniden şekillendirdiler. Hükümdarlıklarının 5. yılında eski rahiplerin güçlerini ellerinden alıp, eski tanrıçaların putlarını yok ettiler ve bilinen ilk tek tanrılı dini yarattılar. Güneş tanrısı Aten'in dini. Bu bizzat bir kralın, bir rahibin tanrıyla temas kurduğu, yepyeni bir ibadet biçimiydi. Bununla beraber Amenhotep adını "Aten'in hizmetkarı" anlamına gelen Akhenaton olarak değiştirdi.

Hükümdarlıklarının 6. yılında Mısır'ın başkentini Thebes'den Tel el- Amarna'ya taşıyan çift, birkaç yıl içinde Mısır'ın sayısız geleneğini değiştirmişti.

Kral/ Firavun Amenhotep ve Nefertiti'nin altı kızları olmuştur; Meritaten (M.Ö. 1356), Meketaten (M.Ö. 1349), Ankhesenpaaten, Neferneferuaten Tasherit (M.Ö. 1344), Neferneferure (M.Ö. 1341), Setepenre (M.Ö. 1339).

Diğer krallar gibi Amenhotep'un da ikinci bir karısı daha vardı. Kiya, "herşeyden çok sevilen bir eş" olarak anılıyordu. Belki de Nefertiti, Amenhotep'a bir erkek çocuk veremediği için Kiya ortaya çıkmıştı, bilinmez fakat Kiya, Amenhetop'a Tutankhaten (sonradan Tutankhamun) adında bir erkek çocuk vermiştir. Kiya, Tutankhamun'u doğurduğu yıllar olan M.Ö. 1340'lar da ortadan kaybolmuştur.

Nefertiti; Kiya'nın varlığı ve Tutankhamun'un doğumunu bir tehdit olarak değil bi fırsat olarak görmüştür. Kiya'nın ortadan kayboluşundan sonra Nefertiti, Tutankhamun'un eğitimi ile bizzat ilgilenmiş, ona cesaret ve güç vermiştir. Nefertiti, Tutankhamun'u kızı Ankhesenpaaten ile evlendirerek damadı yaptı. Böylece Tutankhamun tahta geçtiğinde bile tahtın üzerinde etkisi olmaya devam edebilecekti.

Tutankhamun ve Ankhesenpaaten
Fakat işler Nefertiti'nin umduğu gibi gitmedi. Halk, Nefertiti ve Amenhotep'un hükümdarlığından rahatsızdı. Amenhotep'un annesi ve Nefertiti'nin kayınvalidesi olan Kraliçe Tiye, saraya, halkın rahatsızlıklarını ve hükümdarlığın nasıl tehditler altında bulunduğu konularında Amenhetop'u uyarmaya geldi ve tüm bu durumların suçlusu olarak Nefertiti'yi gösterdi. Amenhotep, hükümdalığının 13. yılına girerken araları bozulan çift, Nefertiti'nin hayatta kalan son dört kızı ve Tutankhamun'u alarak Aton Şatosu'na çekilmesiyle, bitme noktasına geldi. Ve bu, Nefertiti hakkında bulunan son iz oldu. Tarihçiler Nefertiti'nin Aton Şatosu'nda öldüğü ya da öldürüldüğü görüşündeler.

Amenhotep öldükten sonra "Çocuk Kral" olarak anılan Tutankhamun tahta geçti ve eski çok tanrılı dinleri geri getirdi. Ailesinin kurduğu bütün düzeni bozarak, onlardan önceki haline getirdi. Tutankhamun'dan sonra eski rahipler ve Mısır halkı, Nefertiti ve Amenhetop'u lanetleyerek, duvarlardaki adlarını silmeye çalıştılar. Ve adlarını bir daha anmadılar. Böylece Nefertiti ve Amenhotep hükümdarlığı dönemi sırlarıyla birlikte, Mısır'ın sarı kumları arasında 3000 yıllık uzun bir uykuya yattı.