8 Eylül 2012 Cumartesi

Vicdan Azabı

Bugün, yıllar sonra Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya kitabını elime aldım. Daha ilk sayfasını açar açmaz hemen ilk paragraf dikkatimi çekti. Huxley 1946'da önsözüne şunları yazmış;
" Kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. Eğer kötü bir davranışta bulunduysanız, pişmanlık duyun, elinizden geldiği kadar durumu düzeltin ve bir daha ki sefere daha iyi davranmaya bakın. Ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. Temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir."
İyi bir nasihat vermenin yanı sıra, güzel bir öğreti niteliği de taşıyor. Evet yanlış bir şey yaptıysanız vicdan azabı duyun ama zaten genellikle insan, yanlış bir şey yaptığında vicdan azabı duyar. Bu mantıktan yola çıkarak, yanlış bir şey yapmamış olan birinin açıklama yapacak veya düzeltmesi gerekecek bir durumda olmaması gerektiğini söyleyebilir miyiz?

Bugün bu sorular bana çok tanıdık geldi, çünkü daha dün aynılarını sordum birine. Dün, üstünden neredeyse bir yıl geçmesine rağmen bana açıklama ve düzeltme yapma gereği duyan birinden haber aldım. Mesajında yanlış bir şey yapmadığını inatla söylemeye devam ediyor ve kendisine açıklama fırsatı vermemi istiyor ama yanlış bir şey yapmadığını ispatlayamayacağını da ekliyor.

Aslında derdi, bana kendini açıklamak değil çünkü benimle hiçbir bağlantısı kalmamış biri. Zaten biraz kurcalayınca asıl derdi de ortaya çıkıyor. Kendisi ve arkadaşı(!) hakkında çıkan söylentileri benim ağzımdan yalanlamak ve noktalamak.

Ne yazık ki kendilerine yardımcı olup, bu söylentileri noktalayamıyorum çünkü bunların hiçbirini ben çıkarmadım. Onlar yaptı, insanlar konuştu, herkes onları konuştu. Ben onca lafın içinden doğru bildiklerimi yüzlerine vurunca ilk defa duymuş gibi davrandılar. Benim ya da insanların ne dediği önemli değil tabii ki ama beni böyle feryat figan arayacak duruma geldilerse, daha önemli problemler ortaya çıkmış olmalı ki telaş yapmışlar.

Adlarını anmadığım bu kişiler, hiç gereği olmamasına rağmen; konuşmamam için tehdit ettiler, güya şantaj yaptılar, beni karalamaya çalıştılar. Şimdi de güzel dilde yalan söylememi istiyorlar.

Diyelim söyledim ne olacak? Siz çamurda yuvarlanmaya devam ettikçe temizlenecek misiniz? Hayır! Üstünüzdeki çamuru bana sıçratıp, beni de kirletince rahatlayacak mısınız? Belki! Ben buna izin verir miyim? Hiç sanmıyorum!

Ben zamanında başıma gelen olayı en sade, ayrıntısız dille, hiç tanımadığım birine herkesin içinde anlatmak durumunda kalmış olabilirim. Fakat kimsenin ne yaşadığı, nasıl yaşadığı veya yaşamadığı beni hala ilgilendiren bir durum değil. O yüzden bu olayların içine kendimi asla sürüklemeyeceğim. Ben yapmadım, bu yüzden de düzeltmesi gereken kişi de ben değilim.

Akıl vermek gibi olmasın ama madem yalan olduğu ispatlanamaz bir olay yaşadınız ve düzeltebileceğiniz bir durumda değilsiniz; o zaman belki de artık hatanızı kabullenip, daha iyi bir insan olmaya çalışmanızın zamanı gelmiştir.

Takdiri size bırakıyorum.
Saygılarımla;
Duygu Şener

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız: