26 Aralık 2012 Çarşamba

Nafile Uğruna Rüyalar

Eylül'de başlar ayrılık
Yaprağın ağacı terk ettiği gibi
Bir tutam nefes gibi
Ciğerimdeki seni üfleyip atar bu beden
Eylül'de başlar gözyaşları
Bulutların ilk ağladığı an gibi
Artık sensiz buralar, uçup gitmişsin yüreğimden
Eylül'de başlar karanlık
Rüzgarın ateşi yüceltip, mumu söndürdüğü gibi
Karanlığa gömülecek bir oda gibi
Savaşlar veren beden
Işığı içinden attı
Şimdi ne demeli bilmem
Gömdüm seni zindanlara
Belki yollar daha kısa şimdi eve
Atmıyor ki adımlarım geri
Fedakarlık yapmıyor artık beden
Acıyı tabakta, rakıyı masada bırakıyor el
İstanbul'u gezerken kaybediyor yürek seni
Eylül'de söylenir tek şey
Cennetimden vazgeçtim ki, cehennemde seni görmek için
Yirmidokuz harfte bir çıkar zamansız sevdalar.

Erhan Polat

25 Aralık 2012 Salı

Yangın

Hiç yangına yakın düştün mü sen?
Ateş seni çekse de tutuşamayıp;
Önünde eğilip, büzüldün mü
Eriyip bittin mi yanamadan?
Sen, sana yakın düştün mü?

Duygu Şener
15/12/2012

19 Aralık 2012 Çarşamba

Korku

Aldanacaksan sevgilerinde, saf sevgilerinde
İnsanların yalancı gururlarına...
Kalacaksan parlak sözlerin etkisinde,
Kelimelerinle onlara kapılacaksan,
Yaşama!

Oyun yapıp oyanarlar seni
Geceleri aralarında.
Şarkı yapıp söylerler dostlarına,
Roman gibi okurlar boş zamanlarında.
Masal yapıp anlatırlar çocuklarına.

Aldanacaksan gecelerinde, kara gecelerinde
Aydınlık dünyaların şen insanlarına.
Yanılıp içini açacaksan,
Derdini gizlemeden durmayacaksan,
Yaşama!

Saklarlar dinlediklerini
En zayıf zamanında vururlar seni.
Uyduramazsan fikirlerine
Başıboş hareketlerini,
Defe koyup çalarlar seni.

Özdemir Asaf

14 Aralık 2012 Cuma

Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish

Çok güzel yazan ama ismini vermekten korkan bir yazar, üç çocuğunu kurtarmak için birini feda eden bir anne. İktidar, devrim ve sosyetenin ortasında sansayonel hayatı, politik gücü, aşkları, ihtişamı ve güzelliğiyle büyüleyici bir düşes; Georgiana Cavendish.





Devonshire Düşesi Georgina Cavendish
John 1. Earl Spencer ve Margaret Georgiana Poyntz'un beş çocuğundan ilki olarak 7 Haziran 1757'de dünyaya geldi. John Earl Spencer pek romantik ve duygularını ifade edebilen bir adam değildi fakat eşi Leydi Spencer (Margaret Georgiana Poyntz)'u her zaman sevdi. 1754'ün ilkbaharında evlenme teklifi ederken taktim ettiği altın yüzüğün içinde minik harflerle şu ifade vardı;
 'MON COEUR EST TOUT A TOI. GARDE LE BIEN POUR MOI.'
(Kalbim tamamen senindir. Onu benim için iyi koru.)
18. yy'da Earl, Kont'a karşılı gelen bir aselet ünvanıydı. Dönemin varlıklı ailelerinden birinin kızı olan Georgiana, ailenin her zaman en sevilen çocuğu olmuştu, fakat bundan sonraki hayatı pek de o kadar sevgi dolu geçmeyecekti.

5. Devonshire Dükü
William Cavandish
Miss Georgiana Spencer 7 Haziran 1774'te aslında pek de tanımadığı, daha çok ailelerinin uygun gördüğü 5. Devonshire Dükü William Cavendish ile evlendi ve Devonshire Düşesi oldu. Evliliği hiç de beklediği gibi değildi. Her zaman bakımlı ve güzel bir kadın olmuştu. Giydiği elbiseler, takılar ve aksesuarlarla dönemin moda öncülüğünü yapıyordu. Bütün Britanya'nın sevdiği ve güzelliğine imrendiği bir kadındı, yalnız kocası hariç. Koca ülkede onu beğenmeyen tek erkek William'dı.

Yıllarca sürekli aldatılan Georgiana, William'ın gayrimeşru çocuğu olan Charlotte'u bile sahiplenmiş, ona kendi çoğuymuş gibi davranmış fakat yine de kocası tarafından takdir edilmemişti. İki sevimli kız çocuğu doğurmasına rağmen, William hala ona soyunu devam ettirmek için bir erkek evlat veremediğinden dolayı baskı yapmaktaydı.

Ve sonunda William onu, Georgiana'nın en yakın arkadaşı olan Lady Elizabeth Foster ile aldattı. Tüm bu olaylar Georgiana'yı çok daha mutsuz ve sevgi konusunda kendine güvensiz bir kadın haline getirmişti.

Georgiana kendini içki ve kumara verdi. Uzun süre kumar ve borsada oynadığı oyunlar yüzünden ortaya çıkan borçlarını ödemeye çalıştı. Kendini toparlayınca 1780'lerde politikaya atıldı. Dönemin Liberal Parti'sinin en büyük destekçisi oldu ve pek çok seçim kampanyasını yürüttü. Yürüttüğü kampanyalar pek çok kez başarılı oldu ve hala Britanya'nın en güzel, en şık fakat en mutsuz kadınıydı.

Lady Elizabeth Foster
Georgiana, William'ın Lady Elizabeth Foster ile olan ilişkisini onaylamak zorunda kalmıştı ve artık beraber yaşıyorlardı. Georgiana, William'ın istediği erkek çocuğunu vermeden umut ettiği hayatı yaşayamayacağını anlamıştı. Beklediği 7 Mayıs 1790'da gerçekleşti; Georgiana, William adında bir erkek çocuğu dünyaya getirmişti.

O yıllarda Georgiana, çocukluk aşkı olan Charles 2. Earl Grey ile hala kampanyalarını yürüttüğü liberal partinin toplantılarında görüşüyorlardı. İkilinin arasında politika yüzünden yeniden başlayan yakınlaşma, giderek kendini çok daha büyük bir aşka bıraktı. Aşklarını gizlice yaşadıkları kaplıcalarda, Georgiana hamile kaldı. Birbirlerini çok seviyorlardı ve çok da mutluydular. Belki de Georgiana, hayatında ilk defa bu kadar mutlu ve sevilen bir kadına dönüşmüştü.
Charles 2. Earl Grey

Georgiana, William'ın Lady Foster'la olan aşkına duyduğu hoşgörüyü, onun da kendisi ve Charles Grey için duyacağını umuyordu fakat öyle olmadı. William, Georgiana'yı Charles Grey'den kesinkes ayrılmaya ve doğurduğu anda bebeği evlatlık vermeye zorlamıştı. Eğer karşı çıkarsa hemen boşanacaklar ve bir daha üç çocuğunu asla göremeyecekti. Georgiana duraksamadı, o bir anneydi ve çocuklarını herşeyden daha çok seviyordu. Ama Charles Grey olanları kabullenmedi ve Georgiana ona anlatmaya çalıştığında da cevapları son derece kırıcı oldu. Georgiana onu suçlamıyordu, bir mektubunda şöyle demişti;
"Acınmayı hak ettiğini de inkar etmiyorum. Kalbimde sadece o var; ruhum ve kalbim de onda ama artık bitti... tek avuntusu, onu sadece ve sadece çocuklarım uğruna bıraktığım olmalı."
20 Şubat 1791'de bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Ona Eliza Courtney adını verdi (Courtney, Poyntz ailesine ait bir soyadı olup, baba tarafından çocukla ilgili bir ipucu sağlamadığı için seçilmiştir.) Birisi, doğduğu anda onu Georgiana'nın kollarından aldı. Bebek bir bakıcı anne tarafından bakıldı ve biraz büyüdüğünde Charles Grey'in anne ve babasıyla yaşamak üzere İngiltere'ye gönderildi. Eliza bundan sonra annesi Georgiana'yı onu sık sık ziyaret eden iyi bir dost, babası Charles'ı kendisinden çok çok yaşlı ağabeyi olarak tanıdı. Gerçeği uzun yıllar sonra Georgiana'nın ona yazdığı mektuplardan bulup çıkaracaktı.

Georgiana, 30 Mart 1806'da sabaha karşı sarılığa benzeyen bir hastalık yüzünden hayata veda etti. Hayatı boyunca kendini kuşatan sorunlarla uğraşmış, evli bir kadının yer bulamayacağı ortamlarda kendini ispat etmiş, daha parti stratejisinin ne olduğu bilinmiyorken taktikleriyle hükümeti değiştirebilmiş bir insandı. O gün, bütün Londra, Devonshire Düşesi Georgiana'ya son kez saygısını göstermek için sokaklara döküldü.

Georgiana'nın ölümünden sonra Dük William ve Lady Foster evlendi. Charles Grey politika hayatında başarılı oldu ve 1830 - 1834 yılları arasında Britanya'nın Başbakanı oldu. Bugün içtiğimiz 'Earl Grey' harmanlı çay, adını Charles Grey'den alır.

Liberal Parti'nin kapatılmasından ve Devonshire Konağı'nın yıkılmasından çok sonra bile, kendi hikayesinin kahramanı olan Georgiana yaşamaktadır. Georgiana'nın hayatı, tarihçilerin 18.yy'da kadın ve erkeklerin tamamen farklı hayatlar yaşadıklarını söyleyen tezlerini yalanlar niteliktedir. Onun kişisel tarihi, dönemin erkeklerinin tarihinden daha farklı olmamakla birlikte geniş kapsamlı bir kadın hareketi varlığını da içine alır. Yaptıklarıyla ulusal olaylar yaratan başarılı bir politikacıydı ve erkek egomanyası altında olduğu söylenen bir devirde, kendi içindeki boşuklara rağmen politikada büyük işler başarmıştı. Başka hiçbir kadın -hatta çoğu erkek- Georgiana'nın hayatı boyunca gösterdiği politik etkiyi gösterememiştir.

Prenses Diana
Spencer ailesi kadınlarının bir laneti de; zeki, başarılı, zevkli, stil sahibi, güzel fakat mutsuz olmak herhalde. Georgiana'nın 5. nesilden yiğeni olan, bizim bildiğimiz adıyla Prenses Diana'nın da benzer bir hüzünlü hikayesi vardır.

Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish için daha anlatılacak pek çok şey var elbette fakat ben buraya sığdıramadım. Siz dilerseniz Amanda Foreman'ın Düşes adlı eserinden ve aynı eserden uyarlanan başrolerini Keira Knightley'in oynadığı Düşes filmini izleyerek daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Sözlerimi çok beğendiğim, Georgiana'nın kızı Eliza için yazdığı şiiri ile bitirmek istiyorum;
Düşüncesizlikten doğan çocuk,
Terk edilmiş bir göğüşte başıboş yatan,
geçmiş günahın bir bedeli olan
Sevgili ama doğumdan beri bahtsız

Senin için bir dileğim var
Annenin uzanabildiği göklere ulaşması
Ama bu umudu acılar kirletiyor
Ve kırık dualarımın önünü kesiyor

Ama bunlara rağmen aklım başımda
Şimdi benim görevim sensin
Acılı ama unutulmayan
Günlerin sevgiyle ve korunaklı geçsin

Vermeyen hayat seni kollasın
benim ve babanın hatalarından
İsimsiz bir anne sana yol göstersin
Görünmeyen bir el yönlendirsin

Bir yabancı kadar çok serrvetin olsun
Hayatın kolay geçsin
Tehlikelerden kaçmayı öğren
Benim öğrendiğimden daha çabuk

Bu arada bu düz vadiler arasında
Günlerin güvende olsun
Saflık kötülüğe gülümser
Ve sen-Oh! Sen o kadar safsın ki.

Georgiana Cavendish


Saygılarımla;
Duygu Şener

5 Aralık 2012 Çarşamba

Dediler

Benim...
Benim...
Sevdiğim benim...
Yalnızmışsın, üşüyormuşsun,
Yokmuş geceleri rüyalarına nöbet tutan
Öyle dediler,
Benim gibi sevememişler.

Duygu Şener

1 Aralık 2012 Cumartesi

yağmur kaçağı

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

geceleri bir çırpıntı duyarsan
telaş telaş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

Attila İlhan

yasak sevişmek

öteki kapımdan gel bunu açamazsın
eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
hem tetik bulun ardında biri olmasın
hanidir ben bu evde saklanıyorum
adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel

pancurların gerisinde kararıyorum
içimde belalar doğuyor sonbahar doğuyor
telefonda sesini tanıyamıyorum
yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
hem tetik bulun ardında biri olmasın

artık hiç kimse beni yaşamıyor
aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
bir revolver romanımı tamamlıyor
oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
öteki kapımdan gel bunu açamazsın
üzerime kilitleyip mühürlediler
hem tetik bulun ardında biri olmasın

Attila İlhan