14 Aralık 2012 Cuma

Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish

Çok güzel yazan ama ismini vermekten korkan bir yazar, üç çocuğunu kurtarmak için birini feda eden bir anne. İktidar, devrim ve sosyetenin ortasında sansayonel hayatı, politik gücü, aşkları, ihtişamı ve güzelliğiyle büyüleyici bir düşes; Georgiana Cavendish.





Devonshire Düşesi Georgina Cavendish
John 1. Earl Spencer ve Margaret Georgiana Poyntz'un beş çocuğundan ilki olarak 7 Haziran 1757'de dünyaya geldi. John Earl Spencer pek romantik ve duygularını ifade edebilen bir adam değildi fakat eşi Leydi Spencer (Margaret Georgiana Poyntz)'u her zaman sevdi. 1754'ün ilkbaharında evlenme teklifi ederken taktim ettiği altın yüzüğün içinde minik harflerle şu ifade vardı;
 'MON COEUR EST TOUT A TOI. GARDE LE BIEN POUR MOI.'
(Kalbim tamamen senindir. Onu benim için iyi koru.)
18. yy'da Earl, Kont'a karşılı gelen bir aselet ünvanıydı. Dönemin varlıklı ailelerinden birinin kızı olan Georgiana, ailenin her zaman en sevilen çocuğu olmuştu, fakat bundan sonraki hayatı pek de o kadar sevgi dolu geçmeyecekti.

5. Devonshire Dükü
William Cavandish
Miss Georgiana Spencer 7 Haziran 1774'te aslında pek de tanımadığı, daha çok ailelerinin uygun gördüğü 5. Devonshire Dükü William Cavendish ile evlendi ve Devonshire Düşesi oldu. Evliliği hiç de beklediği gibi değildi. Her zaman bakımlı ve güzel bir kadın olmuştu. Giydiği elbiseler, takılar ve aksesuarlarla dönemin moda öncülüğünü yapıyordu. Bütün Britanya'nın sevdiği ve güzelliğine imrendiği bir kadındı, yalnız kocası hariç. Koca ülkede onu beğenmeyen tek erkek William'dı.

Yıllarca sürekli aldatılan Georgiana, William'ın gayrimeşru çocuğu olan Charlotte'u bile sahiplenmiş, ona kendi çoğuymuş gibi davranmış fakat yine de kocası tarafından takdir edilmemişti. İki sevimli kız çocuğu doğurmasına rağmen, William hala ona soyunu devam ettirmek için bir erkek evlat veremediğinden dolayı baskı yapmaktaydı.

Ve sonunda William onu, Georgiana'nın en yakın arkadaşı olan Lady Elizabeth Foster ile aldattı. Tüm bu olaylar Georgiana'yı çok daha mutsuz ve sevgi konusunda kendine güvensiz bir kadın haline getirmişti.

Georgiana kendini içki ve kumara verdi. Uzun süre kumar ve borsada oynadığı oyunlar yüzünden ortaya çıkan borçlarını ödemeye çalıştı. Kendini toparlayınca 1780'lerde politikaya atıldı. Dönemin Liberal Parti'sinin en büyük destekçisi oldu ve pek çok seçim kampanyasını yürüttü. Yürüttüğü kampanyalar pek çok kez başarılı oldu ve hala Britanya'nın en güzel, en şık fakat en mutsuz kadınıydı.

Lady Elizabeth Foster
Georgiana, William'ın Lady Elizabeth Foster ile olan ilişkisini onaylamak zorunda kalmıştı ve artık beraber yaşıyorlardı. Georgiana, William'ın istediği erkek çocuğunu vermeden umut ettiği hayatı yaşayamayacağını anlamıştı. Beklediği 7 Mayıs 1790'da gerçekleşti; Georgiana, William adında bir erkek çocuğu dünyaya getirmişti.

O yıllarda Georgiana, çocukluk aşkı olan Charles 2. Earl Grey ile hala kampanyalarını yürüttüğü liberal partinin toplantılarında görüşüyorlardı. İkilinin arasında politika yüzünden yeniden başlayan yakınlaşma, giderek kendini çok daha büyük bir aşka bıraktı. Aşklarını gizlice yaşadıkları kaplıcalarda, Georgiana hamile kaldı. Birbirlerini çok seviyorlardı ve çok da mutluydular. Belki de Georgiana, hayatında ilk defa bu kadar mutlu ve sevilen bir kadına dönüşmüştü.
Charles 2. Earl Grey

Georgiana, William'ın Lady Foster'la olan aşkına duyduğu hoşgörüyü, onun da kendisi ve Charles Grey için duyacağını umuyordu fakat öyle olmadı. William, Georgiana'yı Charles Grey'den kesinkes ayrılmaya ve doğurduğu anda bebeği evlatlık vermeye zorlamıştı. Eğer karşı çıkarsa hemen boşanacaklar ve bir daha üç çocuğunu asla göremeyecekti. Georgiana duraksamadı, o bir anneydi ve çocuklarını herşeyden daha çok seviyordu. Ama Charles Grey olanları kabullenmedi ve Georgiana ona anlatmaya çalıştığında da cevapları son derece kırıcı oldu. Georgiana onu suçlamıyordu, bir mektubunda şöyle demişti;
"Acınmayı hak ettiğini de inkar etmiyorum. Kalbimde sadece o var; ruhum ve kalbim de onda ama artık bitti... tek avuntusu, onu sadece ve sadece çocuklarım uğruna bıraktığım olmalı."
20 Şubat 1791'de bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Ona Eliza Courtney adını verdi (Courtney, Poyntz ailesine ait bir soyadı olup, baba tarafından çocukla ilgili bir ipucu sağlamadığı için seçilmiştir.) Birisi, doğduğu anda onu Georgiana'nın kollarından aldı. Bebek bir bakıcı anne tarafından bakıldı ve biraz büyüdüğünde Charles Grey'in anne ve babasıyla yaşamak üzere İngiltere'ye gönderildi. Eliza bundan sonra annesi Georgiana'yı onu sık sık ziyaret eden iyi bir dost, babası Charles'ı kendisinden çok çok yaşlı ağabeyi olarak tanıdı. Gerçeği uzun yıllar sonra Georgiana'nın ona yazdığı mektuplardan bulup çıkaracaktı.

Georgiana, 30 Mart 1806'da sabaha karşı sarılığa benzeyen bir hastalık yüzünden hayata veda etti. Hayatı boyunca kendini kuşatan sorunlarla uğraşmış, evli bir kadının yer bulamayacağı ortamlarda kendini ispat etmiş, daha parti stratejisinin ne olduğu bilinmiyorken taktikleriyle hükümeti değiştirebilmiş bir insandı. O gün, bütün Londra, Devonshire Düşesi Georgiana'ya son kez saygısını göstermek için sokaklara döküldü.

Georgiana'nın ölümünden sonra Dük William ve Lady Foster evlendi. Charles Grey politika hayatında başarılı oldu ve 1830 - 1834 yılları arasında Britanya'nın Başbakanı oldu. Bugün içtiğimiz 'Earl Grey' harmanlı çay, adını Charles Grey'den alır.

Liberal Parti'nin kapatılmasından ve Devonshire Konağı'nın yıkılmasından çok sonra bile, kendi hikayesinin kahramanı olan Georgiana yaşamaktadır. Georgiana'nın hayatı, tarihçilerin 18.yy'da kadın ve erkeklerin tamamen farklı hayatlar yaşadıklarını söyleyen tezlerini yalanlar niteliktedir. Onun kişisel tarihi, dönemin erkeklerinin tarihinden daha farklı olmamakla birlikte geniş kapsamlı bir kadın hareketi varlığını da içine alır. Yaptıklarıyla ulusal olaylar yaratan başarılı bir politikacıydı ve erkek egomanyası altında olduğu söylenen bir devirde, kendi içindeki boşuklara rağmen politikada büyük işler başarmıştı. Başka hiçbir kadın -hatta çoğu erkek- Georgiana'nın hayatı boyunca gösterdiği politik etkiyi gösterememiştir.

Prenses Diana
Spencer ailesi kadınlarının bir laneti de; zeki, başarılı, zevkli, stil sahibi, güzel fakat mutsuz olmak herhalde. Georgiana'nın 5. nesilden yiğeni olan, bizim bildiğimiz adıyla Prenses Diana'nın da benzer bir hüzünlü hikayesi vardır.

Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish için daha anlatılacak pek çok şey var elbette fakat ben buraya sığdıramadım. Siz dilerseniz Amanda Foreman'ın Düşes adlı eserinden ve aynı eserden uyarlanan başrolerini Keira Knightley'in oynadığı Düşes filmini izleyerek daha ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Sözlerimi çok beğendiğim, Georgiana'nın kızı Eliza için yazdığı şiiri ile bitirmek istiyorum;
Düşüncesizlikten doğan çocuk,
Terk edilmiş bir göğüşte başıboş yatan,
geçmiş günahın bir bedeli olan
Sevgili ama doğumdan beri bahtsız

Senin için bir dileğim var
Annenin uzanabildiği göklere ulaşması
Ama bu umudu acılar kirletiyor
Ve kırık dualarımın önünü kesiyor

Ama bunlara rağmen aklım başımda
Şimdi benim görevim sensin
Acılı ama unutulmayan
Günlerin sevgiyle ve korunaklı geçsin

Vermeyen hayat seni kollasın
benim ve babanın hatalarından
İsimsiz bir anne sana yol göstersin
Görünmeyen bir el yönlendirsin

Bir yabancı kadar çok serrvetin olsun
Hayatın kolay geçsin
Tehlikelerden kaçmayı öğren
Benim öğrendiğimden daha çabuk

Bu arada bu düz vadiler arasında
Günlerin güvende olsun
Saflık kötülüğe gülümser
Ve sen-Oh! Sen o kadar safsın ki.

Georgiana Cavendish


Saygılarımla;
Duygu Şener

6 yorum:

  1. Filmini izledim,inanılmaz bir muamele gören kadın sınıfı, şu Dünyada kadınlar neler çekmiş.

    YanıtlaSil
  2. Ne yazık ki öyle üstelik çok daha kötüsünü yaşıyoruz. Her gün en az bir kadın kocası/ sevgilisi/ ailesi tarafından öldürülüyor. Bunlar bizim duyduklarımız ve duymadığımız da o kadar çok şey var ki. Öldürmek, vurmak, tecavüz bir yana kadına şiddettin,
    Georgiana'nın yaşadığı gibi bir de psikolojik boyutu da var ama daha "öldürme" kısmını geçemedik ki.

    YanıtlaSil
  3. Kadınlar, erkeklerin hak etmediği kadar saf, temiz ve muhteşem varlıklardır. Onları bu hallerinden döndüren, malesef ki yine erkeklerdir.

    YanıtlaSil
  4. Ve ne tuhaftır ki aynı erkekler bizi daha saf, temiz ve muhteşem buldukları için sever, onlar hırpalar, onlar bozarlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O erkekleri doğuranda biz kadınlarız

      Sil
  5. Filmi izledim, yazınızı da okudum şu yorumu yapabilirim.

    Başarılı vs kadınmış onu anladım ama hani bu örnek alınan avrupanın kadına verdiği değer, kölelik, aile ilişkileri konusunda eleştirilecek çok yönleri var. Resmen ilişkilerinden iğrendim diyebilirim.

    Müslümanları gericilik ile itham edenlerin birden fazla kadına sahip olma, alkol, ataerkil toplum, kadına verilmeyen haklar, erkek çocuk isteği, kölelik hakkında dönsünler önce kendi geçmişlerine baksınlar. Bunları örnek alanlarda gitsinler bunların tarihini araştırsınlar. Geçmişte birbirlerini niye öldürmüşler savaşmışlar vs. Neyse

    YanıtlaSil

Yorumlarınız: