24 Ocak 2013 Perşembe

Kutsal Ekonomi

OccupyWallStreet, Wall Street'i İşgal Et hareketinin fikir babası Charles Eisenstein'in Kutsal Ekonomi adlı kitabını almıştım aylar önce. O sıralar elimde okunmayı bekleyen başka kitaplar da olduğundan anca şimdi fırsat bulup okuyorum.

Kısaca kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse; Eisenstein kitabında, parayla ilişkimizde neyin yanlış olduğunu gösteren temel bir analiz sunmanın yanısıra parayı eski "kutsal" haline nasıl dönüştüreceğimizi, farklı bir para kavramının ve buna dayanan ekonomik sistemin nasıl bir dünya yaratabileceğini betimliyor.

Kitapta benim asıl ilgimi çeken ise daha ilk sayfalarında değinilen bir gözlem.

Beni az çok tanıyan içinde bulunduğum faaliyetleri de bilir. En son; lösemi hastası olan arkadaşımız Feride Merve Çakmaktaş ile başlayan "ilik bağışının önemine dikkat çekmek ve ilik bağışı hakkında bilgilendirmek" amacı ile devam eden İyiliğini Paylaş Projesi'nde aktif olarak görev alıyordum. Yapmaya çalıştığımız şey; insanları bir iyilik yapmak için ilik veya kan bağışçısı olmaya ikna etmekti. Kabaca özetlersek; iyilik pazarlamak. Fakat maalesef her gün ilik veya kan bulunamadığı için hayatını kaybeden onlarca insanı, genci, çocuğu gördüğünüzde anlıyorsunuz ki; iyilik kendinden bile daha pahalı bir şey.

Charles Eisenstein'de kitabında bu soruna kıtlık yanılsaması ve açgözlülük paradigmasını irdelerken, şimdiye kadar yapılan araştırma ve gözlemleri birleştirerek şöyle anlatmış;

Açgözlülük bizim biyolojimiz yazılmamıştır; kıtlık algısının semptomlarından ibarettir. Açgözlülüğün kıtlık gerçeğinden çok algısını yansıttığı yönündeki işaretlerden biri, zenginlerin genellikle yoksullar kadar cömert olmamalarıdır. Benim deneyimlerime göre yoksullar sık sık, orantısal olarak konuşursak, zengin bir insanın net değerinin yarısına eşdeğer olacak küçük rakamları birbirlerine borç olarak ya da öylesine verirler. Kapsamlı araştırmalar bu gözlemi destekliyor. Kar amacı gütmeyen bir araştırma örgütü olan Independent Sector'un 2002 tarihli geniş çaplı bir anketi, 25.000 dolardan az kazanan Amerikalılar gelirlerinin %4,2'sini hayır işlerine harcarken, 100.000 doların üzerinde kazananlarda bu oranın %2,7 olduğunu gösterdi. Daha yakın tarihlerde Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nden sosyal psikolog Paul Piff'in bulgularına göre, "düşük gelirli kişiler daha zenginlere kıyasla başkalarına karşı daha cömert, şefkatli, güvenli ve yardımseverdirler." Piff araştırma deneklerine aralarında ad belirtilmeden paylaştırılacak para ve (kimliklerini hiçbir zaman bilmeyecek) bir ortak verildiğinde cömertliklerinin sosyoekonomik statüleriyle ters bağlantılı olduğunu gördü. Buna bakarak açgözlü insanların zenginleştikleri sonucuna varmak cazip olsa da, zenginliğin insanları açgözlüleştirdiği de aynı derecede akla yatkın bir yorum olacaktır.
diyor ve "Bu neden böyle olsun?" diye soruyor.

Evet neden böyle olsun ki? Bu bir tek para için geçerli değil üstelik, herşeyde açgözlü bir dünya olduk. Elimizde olanı kaybetmeye başlamadan değerini anlayamıyoruz. Küresel ısınma başlamadan çevreye duyarlı olamadık, yediğimiz endüstriyel besinler sağlığımızı bozmadan doğal beslenmenin önemini anlamadık. Açgözlü bir şekilde her şeye, her yere saldırdık, endüstiriyelleştik, sanayileştik, güya uygarlaştık ve artık kendi kendimizi tüketiyoruz. Bir söz vardır; "İnsandan başka hiçbir canlı kendi türünü yok etmeye çalışmaz" diye. Ne kadar doğru değil mi?

Kitaba dönecek olursak, diğer bir ilginç yönü ise kar amacı gütmediğiniz sürece kitabı istediğiniz gibi çoğaltıp, dağıtabiliyorsunuz. Yazar ve yayıncı bunun iznini yazılı olarak kitapta vermiş. Eğer olurda günümüzün "too long, didn't read/ okumak için çok uzun" mottosuyla yayılan cahillik modasına karşı bilgi dağıtmak isteyen olur diye yaptılar herhalde. Ama büyük ihtimalle sırf bu yüzden korsanı bile yapılmaz bu kitabın.

Saygılarımla;
Duygu Şener

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız: