14 Nisan 2013 Pazar

Sonsuza Kadar...

Ne kadar yaşar ki insan?
Bin gün mü, tek bir gün mü?
Bir hafta mı, yüz yıllar mı?
Ne kadar sürer insanın ölmesi?
Ne demektir "sonsuza kadar"? 
Pablo Neruda

Ne demektir sonsuza kadar ve ne demektir sonsuza kadar sevmek? Böyle bir şey mümkün mü veya buna inanılabilir mi? Sevmek derken; bizi sonradan pişmanlıklara sürükleyecek, seçtiğimiz kişi olmadan yaşayamayacağımızı düşündüren, onu kaybetme olasılığını dahi bir felaketmiş gibi algılatan, elde tutulamayacak bir şeyi elde tutmak için bizi zenginleştireceğine fakirleştiren o şiddetli tutku patlamalarından, herkesin "aşk" dediği şeyden söz etmiyorum.

Sevgi derken; daha önce farketmediğimiz bir dünyayı gösterek gözlerimizi örten örtüyü kaldıran, tüm duyularımızı açan, hayatımıza anlam katan, korkulara hatta ve hatta doğanın yıkım kanunlarına kafa tutan, gelişmemizi sağlayan sevgiden bahsediyorum. İnsan ruhunun bencilliğe ve ölüme üstün geldiği noktadan bahsediyorum.

Böyle sevmek imkansız değil ama zor. Kimse bencilliğinden sıyrılamaz severken. Bencilliğinden sıyrılsa, başına geleceklerden korkar. Kimse kolay kolay bir sevgiyi tek başına da olsa yaşama cesaretini göze alamaz. Tek başına çıktığı bu yolda kendine ve dünyaya dışardan bakarak, daha önce göremediklerini görmek, kendi hatalarını farketmek de korkutur insanı.

Benim onun kalp atışını son duyduğumdan beri sadece 845 saat geçti - evet çok az oldu- ama o benim, benim onu tanıdığım ilk andan beri 9,605 saatin her dakikasında yanımda ve ben de onu hiç terk etmedim. Gitmesi, gelmesi, gidişim, gelişim, konuşmamamız, konuşamamız, görüşemememiz, mesafeler hatta başka insanlar bile hiç sorun olmadı bize. Bizim birbirimize yakın olmak için bunları engelleyecek şeylere hiç ihtiyacımız olmadı.

Onun yanında geçirmediğim saatler zor. Açamayan çiçeğin, ötemeyen muhabbet kuşunun yaşadığı o yoksulluğu yaşıyorum. En güzel sözler bile anlamsız öbeklere dönüşüyor. Üzülmüyorum. Biliyorum ki; yakın olmak için kelimelere, dokunuşlara, birbirlerini görüp işitmeye ihtiyaç duyanların hayatları çok alışılagelmiş, monoton ve sıkıcı. Sevgilerinden emin olmak isteyenlerin ya da kanıtlamaya ihtiyaç duyanların hayatları çok sefil.

Benim tüm bunları ona anlatmak için bile kelimelere ihtiyacım olmadı. Konuşmak için kelimelere ihtiyaç duymadığınız birine yazmak da anlamsız. Yazabileceğim herşeyi çoktan anlamış olan birine, bilmediği ne yazabilirim ki?

Yazdığım onca şiir, yazı sadece kendi arzularımı dizginlemeye çalışmaktan ibaret.

Affet, arzularımı sessizliğe dökemeyecek kadar gencim henüz...

Duygu Şener

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız: