30 Aralık 2013 Pazartesi

Aşk kendinden vazgeçme halidir

Aşk kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden ’biz’ olabilme hâlidir. İnsan egosu denetlenmesi en güç olan şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz.

...

Öyle kadınlar ve erkekler tanıyorum, risk almıyorlar. Aşk emniyetli bir şey değildir. Emniyetli olan sevgidir. Aşk ehlileşmez, sakinleşemez. Öyle olursa akraba olursunuz.

Bir de aşık olunacak mecra kalmadı. Artık ortak alanları paylaşmıyoruz. Bizim agoramız yok artık. Herkes kendi bacağından asılmak isteyen koyun tarifinde.

Bu hem maddi hem manevi bir şeydir. Gelir, böyle adamı aşkta da emniyet arayan birine dönüştürüverir. Herkes kendi kişisel başarı öyküsünün peşinde. Belki de biz herkes için daha adil, daha vicdanlı daha temiz bir dünyanın düşünü paylaştığımız için başkalarıyla da bir arada durmanın ne kadar zenginleştirici bir şey olduğunu biliyorduk.

Şimdi bu duyguların esamesi okunmuyor. Yoksullaşmamız sadece ekonomik anlamda olmadı. Duygusal anlamda, dayanışma anlamında birbirimizin yaralarına bakma konusunda da yoksullaştık. Şimdi empati denen modern kavram var ya, biz onun ağababasını tanıyan ve buna içerilmiş bir dünyadan geldik buralara.

Dizilerdeki aşık olma süreci o kadar uzun ki, öncelikle bu rasyonel değil! Aşk çok ani, hızlı ve genellikle beklenip, tasarlanamayan bir şeydir. Kafana bir taş düşer, neye uğradığını şaşırırsın. Ve bunun aşk olduğunun da sonradan adını korsun. İrrasyonellik sadece bu değil, bir de dizi karakterlerinin çok ön hazırlığı var aşık olmak için. Halbuki, hayatta böyle değildir, aşk tasarlanılan ve ön hazırlığı yapılabilen bir şey değildir.

Eskinin, hani o dalga geçilen mantık evliliklerinde bile, bugünkü hesaplılıktan daha çok aşk vardı diyesi geliyor insanın. Ali Poyrazoğlu dedi; "Aşk bir kör atlayıştır."

İnsanların birbirleri için ’sağlama’ yapacakları alanlar kalmadı. Modern hayatlar ve modern zamanlarda böyle bir şansı yoktur insanın. Son bir aydır, ’Ben aslında duyguları olan iyi bir insanım’ mesajını, ben şu cümleyle alıyorum.

- Babam ve Oğlum’u gördün mü?
- Hee gördüm.
- Ağladın mı?
- Sana ne?

Yani ben de duyarlıyım ve iyi bir insanım. Bu arada, ben de filmi seyrettim. Yeri gelmişken ve sabah seansında katılarak ağladım ama bu soruları soran insanlarla o kadar ayrı şeylere ağladık ki.

Benim o filmde yandığım, bu ülkenin o temiz çocuk yürekli insanlarının, bu ülke tarafından nasıl da kırıldığını, nasıl da örselendiklerini, onurlarıyla ekmekleriyle nasıl da oynandığını gördüğüm için bu uğurda yiten, onulmaz acılar çeken insanlarımızı hatırlayarak ağladım.

Belki de bugünkü aşksızlık hâli de, o dönemlerin ürünüdür diyeceğim ama aşk bunların hepsinin üzerinden atlayabilecek bir şey olmalı...

Meral Okay

23 Aralık 2013 Pazartesi

Kırık

Ben kalbime küstüm senden sonra
İnsan hiç kalbine küsebilir mi?
Yanaklarıma düşen gözyaşlarıma küstüm
Birinin, beni senden daha fazla sevebilme ihtimaline,
Birinin sana benzeyebilme ihtimaline küstüm.
Aynalarda gördüklerime küstüm.
İçimdeki çocuğa, gözlerimdeki ışığa,
Tatlı bulduğun tavrıma küstüm...
Ben senden sonra,
Bırakıp gittiğin her şeye küstüm.
Alıştım kendime rağmen yaşamaya.

Duygu Şener'13

17 Aralık 2013 Salı

Biz Hala...?

Artık beraber olmadığın ama sevdiğin biri için "sevgili misiniz?" diye sorduklarında ne cevap verirsin? Evet demek de, hayır demek de düpedüz yalan söylemek oluyor. Biri bana böyle bir soru sorduğunda artık "Evet hala sevgili" diyorum. Sonuçta; artık sevgilim olmaması, hala sevgili olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Her başımı yastığa koyduğumda aklımda o varsa, her uyuduğumda rüyamda onu görüyorsam ve hala beni ısıtan yorganım yerine onun düşleriyse, nasıl onsuz uyuduğumu söyleyebilirim ki?

Onun sevdiği gibi kalıp, onun sevdiği gibi yaşıyorsam ve istemeyeceğini bildiği şeyleri inadına yaptıktan sonra utanıyor ve üzülüyorsam istemsiz, geçip aynaların karşında vicdanımı hafifletmeye çalışıyorsam. O, hala bu kadar hayatımın içindeyken, nasıl inkar edebilirim ki olmadığını?

Aşk hep biraz kendi kendine konuşmaktır ve bir taraf sustu diye diğer tarafta sessizleşecek diye bir şey yoktur. Hem sen de bunca zaman kendi kendine konuşurken bile aslında onunla kavga etmiyor muydun? Bir gün onu severken, bir gün kızıp küsmüyor musun hala? Ama hep kendi kendine...

Aşk tüm mantık kurallarına aykırıdır!


Duygu Şener'13


15 Aralık 2013 Pazar

Her Şey Ayrı Yazılır

Gidersen,
Her şey ayrı yazılır.
İlk önce ismin ayrılır ismimden,
Sonra ellerin ellerimden,
Gözlerin, gözlerimden...
Ve yüreğin yüreğimden göç eder,
Başka yüreklere...

Gidersen,
Her şey ayrı yazılır.
Ortak bir kaderimiz olmaz mesela,
Ya da ortak herhangi bir şeyimiz.
Ben hala 'iz'le biten cümleler kurarken,
Sen iz'ini bile bırakmayabilirsin.

Gidersen,
Her şey ayrı yazılır.
Küçük bir kız çocuğu intihar eder,
Oğlansa yedi ceddine söver.
Konumuz, aşk.
Konu, komşuya ayıp olur,
Hepsi hayata küser.

Gidersen,
Her şey ayrı yazılır.
Bu bir Türkçe aşk kuralıdır.


Merve Ceylan

9 Aralık 2013 Pazartesi

Parçam

Derler ya "kalp her insanda bir tanedir ve dünyaya eşini bulmaya gelmiştir" diye. Evet aynen öyle... Nasıl seninleyken benim kalbim durup, seninki attıysa ve buna sen bile şaşırdıysan, öyle.

Kulağa saçma gelse bile evet; mide, karaciğer, pankreas ve burun da öyle.

Nasıl senin yanında midem daha çok hassaslaşıyorsa,
Alkol daha çabuk sarhoş edebiliyor,
Burnum bir tek senin sigara kokunu kabul edebiliyor,
Ve midemin altında birşeyleri durmadan hoplatabiliyorsan.
Elin bir tel saçıma değdiğinde, ben ayak parmaklarıma kadar titreyebiliyorsam,
Bir mıknatıs gibi, nerede olursak olalım, bütün bedenimi kendine doğru çevirebiliyorsan.
Benim beyinimin en çalışmayan yerleri seninkinde çalışıyorsa ve ben de sende olmayanları tamamlıyorsam.
Evet tek kalan tüm organlar eşini bulmak için yaratılmış olmalı.

"Yarım kaldım" derken ne demek istediğimi anladın mı?

Duygu Şener'13